Dalış Noktaları
Başta Kdz. Ereğli bölgesi olmak üzere Kefken, Akçakoca, Zonguldak hattında sualtının değişik güzelliklerini Derin Deniz Dalış Merkezi ile keşfedebilirsiniz. Ereğli Limanında bulunan teknemiz ATA ile keyifli deniz yolculukları sonrası başlayacak dalış maceralarınız size unutulmaz bir gün yaşatacak.
Şunu daha büyük bir haritada görüntüle: Derin Deniz Dalış Bölgeleri Genel
U-20 Alman Denizaltısı

Marmara Bölgesi’nde, Sakarya İli’ne bağlı bir ilçe olan Karasu, doğusunda Bolu, güneyinde hendek ilçesi, güneybatısında Sakarya merkez, batısında yine Sakarya Merkez ilçesi ve Kaynarca ilçesi, kuzeyinde de Karadeniz ile çevrilidir. Marmara Bölgesi’nin Batı Karadeniz ile birleştiği yerde, Sakarya’nın kuzeyinde yer alan ilçe toprakları hafif dalgalı alçak alanlardan oluşmuştur. Karadeniz kıyısındaki düzlüklerin gerisinde hafif eğimlerle yükselen alanlar, bu alanların güneyinde de dalgalı düzlükler bulunur.
İlçe topraklarını Sakarya nehri, Efteni (Melen) Gölünden çıkan Büyük Melen Çayı sulamaktadır. Büyük Melen Çayı aynı zamanda ilçenin Bolu ili ile olan doğal sınırını oluşturmaktadır. Bu akarsuların taşıdığı alüvyonlarla vadi tabanlarında ve denize ulaştıkları kesimlerde verimli düzlükler oluşturur. Acarlar, Akgöl ve Küçükboğaz Gölleri ilçedeki belli başlı göllerdir. İl merkezine 52 km. uzaklıktaki ilçenin yüzölçümü 788 km2 olup, toplam nüfusu 25.000’dir.
Karadeniz'in bu şirin ilçesi Karasu'da 23 metre derinlikte yatan, U20 denizaltısı ile ilgili bilgilere sayfalarımızdan ulaşabilirsiniz!..
Alacaağzı
Batı Karadenizin en güzel noktalarından biridir Alacaağzı.Eskiden kömür ocaklarının bulunduğu bu bölge şimdi karadan ulaşımın oldukça zor olması sebebiyle sadece doğa aşıkları tarafından ziyaret ediliyor.Bizde yaklaşık yedi senedir burda dalış aktiviteleri ve kamplar düzenliyoruz.Denizi'nin temizliği,doğasının yemyeşil olması ve sakinliği bizi oraya çeken en önemli özelliklerden bazıları.Sualtı yapısına gelince, doğu burnu kıyıdan başlayarak otuz' lu metrelere kadar kayalık yapısıyla dalıcılara bir çok canlıyı bir arada görme imkanı sağlıyor.Batısı ise yine kayalık yapısı ve kısmen daha sığ derinliğe sahip olması nedeniyle başlangıç seviyesindeki dalıcılarımızı fazlasıyla tatmin ediyor.
Kerpe
Kandıra'ya 10 km, İzmit'e 50 km uzaklıkta masmavi deniziyle sırtını çam ormanlarına dayamış şirin bir Karadeniz köyüdür. Karadeniz'in hırçın dalgalarının etkilemediği Kerpe, doğal koylara, 150 m'ye kadar sığ bir denize ve eşsiz kumsallara sahiptir. Zengin balık çeşidi, tertemiz çam havası, bozulmamış doğal plajlarıyla Kerpe adeta bir tutku beldesidir. Kerpe Bitinya Krallığı'nın ardından Roma, Bizans ve Ceneviz gemilerinin uğrağı haline gelmiştir. Osmanlı döneminde Istanbul'un odun, kömür, tomruk gibi ihtiyaçları Kerpe'den sağlanmıştır. Kerpe'nin (Kalpe) tarihçesi İlkçağ Bithynia'sının bir limanı olup Kefken Adası'nın yaklaşık 8 km. güney batısındadır. Kalpe, Helen dilinde çanak, çömlek, testi, küp anlamındadır. Kalpe adı ilk kez, (İ.Ö.) 400 'de ünlü Onbinler'in buraya gelmesiyle, Xenophon'un Anabasis'inde anılır. İran seferinin dönüşünde, Onbinler, Sinop 'tan gemilerle Ereğli'ye gelmişler ve burada üçe bölünmüşlerdi. 4500 kişilik birinci bölüm, Ereğlililerden kiralanan gemilerle yola koyulmuş ; baskın edip tüm çevreyi (Anadolu o zaman İran. İmp. parçasıydı) talan etmek için Kalpe Limanı'na çıkmıştır. Ama işler umulduğu gibi gitmez ve Bithynia'lılar düşmanı öldürür ve geri kalanları tepeye sıkıştırarak kuşatmaya alır. Ancak ordunun diğer bölümünün geldiğini haber alan Bithynia'lılar kuşatmayı kaldırarak geri çekilir. Kalpe Limanında birleşen üç grup ölülerini gömer ve tümülüs yaparlar. Xenophon kurban ciğeri falında başkomutanlığın ona hayırlı olmayacağını öğrendiği için , başkomutanlığı Neon'a bırakır. Yörede birkaç gün konakladıktan sonra yiyeceğin tükenmesi nedeniyle çapul akınlarına başlarlar. İranlı Satrap Phrnabazos'un atlıları , bir akıncı koluna saldırır ve 500'den fazla asker öldürür. Aynı akşam Bithynia'lılar da, Kalpe Limanı'nda, yarımadada konaklamış olan ordunun ileri karakollarına saldırırlar, birçok askeri öldürürler. Ertesi gün, ordu çapul akınını toplu olarak yürütmek amacıyla kentin iç bölümlerine köylere uzanır. Orada da Pharnabazos'un gönderdiği ; Spithridates ve Rhathines komutasındaki satraplık ordusu görülür; ancak savaşı Onbinler kazanır.

Akçokaca C-47 Uçak Batığı
Şüphesiz C-47 ve onun sivil versiyonu DC-3 havacılık tarihinin en önemli uçaklarıdır. Sanırım “Dakota” adını duymamış çok az kişi vardır.
Douglas DC serisinin (Douglas Cargo) askeri kariyeri 1936 yılında Ordu Hava Birlikleri C-32 adı altında iki adet DC-2 siparişi ile başladı. Bunu 18 adet DC-2(C-33 kargo adıyla) ve iki adet C-34 personel taşıyıcı takip etti. Bunu 1937’de DC-2’nin gövdesi ile DC-3’ün kuyruk kısmından meydana gelen bir melez uçak tipini belirleyen Ordu siparişi takip etti. Bu C-38 prototipi olup bunu 35 adet üretim ile C-39 izledi. Bu uçak Ordu tarafından hava taşımacılığına yönelik ilk ciddi çalışmadır.

1941 yılında eski Hava Birlikleri Ordu Hava Kuvvetleri olmuştu ve kendine DC-3’ün modifiye edilmiş bir versiyonu olan C-47’yi standart nakliye uçağı olarak seçti. Takviye edilmiş gövde tabanı ile geniş bir kargo kapısı temel değişikliklerdi. Diğer değişiklikler kanat alt ortasına eklenen kargo kancaları ile kuyruktaki konun yerine planör çekme kancası ilavesiydi.
Nakliye uçağı olarak C-47 2700 kg’a kadar kargo taşıyabiliyordu. Bir jeep veya 37-mm top da taşıyabileceği yükler arasındaydı. Asker olarak tam techizatlı 28 asker veya sıhhiye uçağı olarak 14 yatan hasta ile 3 hemşire taşıyabiliyordu. Bu uçağın 3 temel versiyonu yapılmış olup en az 22 değişik adlandırmaya tabi olmuştur.
ABD’nin bütün askeri kuruluşları bütün müttefik güçler bu uçağı kullanmışlardır. ABD Donanması versiyonunun kodu R4D’dir. Dakota adı İngiliz ve Avusturalyalılardan gelmektedir. Bu isim “Douglas Aircraft COmpany Transport Aircraft= Douglas Havacılık Şirketi Nakliye Uçağı” nın baş harflerinden meydana gelmektedir. Dakota’lar dünyadaki her kıt’ada uçmuş, her büyük savaşta görev yapmıştır. II. Dünya Savaşı sonuna kadar 10,000’den fazla üretilmiştir.
C-47’ler II.Dünya Savaşı’ndan sonra uzun yıllar aktif görevde kalmıştır. Berlin Hava Harekatı’nda önemli rol oynamış, Kore ve Vietnam Savaşları’na katılmıştır. C-47’nin savaş sonrası en tanınmış modellerinden biri de AC-47 “gunship”tir. Bu model USAF’ta Vietnam Savaşı’nda görev almıştır. AC-47D’lere toplam atış miktarı 6000/dakika olan 3 adet 7.62mm MXU-470A “Minigun” monte edilmiştir.Birçok C-47 halen birçok hava kuvvetinde aktif görevdedir.
Kaynak: www.tayyareci.com
Kayseri Hava İkmal Komutanlığı’ndan alınarak 29 Ocak 2009 tarihinde Akçakoca sahiline getirilen tarihi C47 tipi nakliye uçağı, Akçakoca Paşalar Köyü sahiline yaklaşık 2,5 kilometre açıkta 27.2 metre derinlikte denize batırıldı. Uçak ilk getirilerek kurulduğu Çuhallı Plajından, Ereğli Demir Çelik Fabrikalarına ait römorkla, batırılmak üzere Akçakoca Paşalar Köyü sahilinin yaklaşık 2,5 km açığına götürüldü. Burada uçak, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'na ait Mehmetçik II gemisi ve diğer programa katılanları taşıyan tekneler ile birlikte, hocamız Volkan DEMİRCİOĞLU'nun yardımlarıyla 27,2 metrede denize batırıldı.
Karadenizde Batık Alman U Denizaltıları

Denizaltıların Tipleri
Type II- B sınıfı boyu 42.7 m , genişliği 4,1 m ağırlığı 270 ton olan gemilerdir.
Denizaltılar
U-9, U-18, U-19, U-20, U-23 ve U-24 olmak üzere 6 denizaltı göreve atanmıştır. Denizaltılardan U-9, U-18 ve U-24 Sovyet Donanması tarafından, diğerleri de kendi mürettabatları tarafından batırılmışlardır.
Denizaltıların Karadenize Getirilmesi
Sovyetler Birliği'nin yıldırım hızıyla işgalini hedefleyen Barbarossa Harekâtı'nın başaralı olması için Sovyet kıyılarının da ablukada tutulması gerekiyordu. Bu etkinliği Atlas Okyanusu kıyılarında sağlamak kolay görünse de Sovyetlerin Karadeniz kıyılarının da ablukada tutulması önemli bir sorundu.
Savaşta Türkiye'nin tarafsız olması ve boğazların Montrö Antlaşması gereğince Türkiye'nin kontrolü altında olmasından denizaltıların boğazlar yoluyla Karadeniz'e geçememe anlamına geliyordu.İlk önce Türkiye'ye satmış olduğu Atılay, Saldıray ve henüz inşası bitmemiş Yıldıray denizaltıları satın alınmak istenmiş fakat Türiye hükûmeti kabul etmemiştir. Adolf Hitler'in bu konudaki kararını bilmeden önce Amiral Erich Raeder, o sırada Kuzey Denizi'nde konuşlanan Tip II sınıfı denizaltıları Karadeniz'e geçirmenin yollarını arıyordu. Bu amaçla U-9, U-18, U-19, U-20, U-23 ve U-24 olmak üzere 6 denizaltı seçilmiştir. Raeder bu nakliye işleminin dört aylık bir süre içinde gerçekleşeceğini öngörmekteydi. Nakliye işlemleri üç aşamada gerçekleştirilmiştir. Denizaltılar ilk olarak Hamburg'dan Dresden'e Kaiser-Wilhelm kanalı ve Elbe Nehri üzerinden getirmiş, buradan Ingolstadt'a otoyol kullanarak taşınmış buradan Graz ve Köstence'ye Tuna Nehri üzerinden geçirilerek Karadeniz'e indirilmiştir. 1942 Sonu ve 1943 başında tüm denizaltılar nakledildi ve 30. Denizaltı Filotillası kumutası altında Karadeniz'de operasyonlara başladı. Denizaltılar 27 Ekim 1942'den 25 Ağustos 1944'e kadar Sovyet donanmasına karşı 56 operasyon gerçekleştirmiş ve toplam brüt 45 bin 426 grostonluk gemi batırdılar.
Denizaltıların Sonu
25 Ağustos 1944'te Romanya'nın Almanya'ya savaş açmasıyla denizaltıların 3'ü Sovyetlerce batırılmış, geriye kalan 3 gemiyi Alman hükûmeti Türkiye'ye satmayı teklif etti. Ancak Türkiye bu teklifi de reddetti.1944 Yazı sonunda Amiral Karl Dönitz denizalıtların Sovyetler'in eline geçmeden Karadeniz'den çıkışlarının mümkün olmadığını gördü.U-23 Ağva, U-20 Karasu ve U-19 da Karadeniz Ereğlisi açıklarında Türk karasularında batırılmıştır. Mürettebatlarını fark edilmeden -o tarihte Alman işgalinde bulunan Yunanistan üzerinden Almanya'ya geçirmeye çalışmaları emrini verdi. Verilen emre uygun olarak denizaltılar komutanları tarafından batırıldıysa da mürettabatları Türkiye tarafından yakalanarak 1945 yılı sonuna kadar Beyşehir'de özel bir kampta tutuldular. U-20'ye ait batık, 1994 yılında Türk Deniz Kuvvetleri'nce, Karasu civarında yapılan bir tatbikat sırasında Sakarya Nehrinin Karadeniz'e döküldüğü noktanın yaklaşık Birkaç mil açığında tespit edildi.
Atlas dergisi Sayı: 180 Mart 2008
Ölüce Deniz Feneri

Kdz. Ereğli ilçesinde yer alan Ölüce Feneri, Ölüce burnunda denizden 15 mil mesafede görülebilen, denizler için oldukça önemli bir fenerdir. Deniz yolu ile Kdz. Ereğli'ye 5 mil mesafede yer alan ölüce fenerinin bulunduğu burunun yarattığı koy, denizdeki kuvvetli dalgaları dahi sönümleyebilen bir ortam yaratmaktadır. Ortamda bulunan kayaların üzerinde bulunan bolca midye dalış meraklılarını en kalabalık karşılayan deniz canlılarıdır. Kefal, taş balığı, vatoz gibi farklı balık türlerinin de görülebildiği ölüce mevkii eğitim için kullandığımız önemli dalış noktalarından birisid
Mağaralar

